Gökadalar – Giriş

Giriş

19. y.y.’da, gökbilimciler Samanyolu’nun evrendeki tek gökada olduğunu düşünüyorlardı. Teleskoplarla yapılan gökbilim çalışmalarının başlamasıyla evrene bir pencere açıldı, fakat bu bazen gökbilimcilerin evrenin sonsuz olduğunu düşünmelerine yol açıyordu. Teleskoplar gökyüzündeki küçük nesneleri büyütmek ve sönük olanları daha parlak göstermek için kullanılıyordu. Teleskopların iki türü vardır; mercekli teleskop (ışık kırıcı): ışığı toplamak için bir mercek kullanılır, aynalı teleskop (yansıtıcı): ışığı toplamak için ayna kullanılır. Teleskoplar sayesinde gökyüzünde sadece yıldızlarla dolu olmadığı anlaşıldı, aynı zamanda sönük ve düzensiz bulutlar gibi görünen başka nesneler de vardı. Gökadamız Samanyolu’nun içinde ve oldukça yakın gibi görünen bu nesneler bulutsulardı. Fakat teleskoplar daha da güçlendikçe, bulutsulardaki farklı yapıların da görülmesi mümkün olmuştu.

Edwin Hubble

Gökbilimciler bu bulutsuların doğalarını tartışmaktaydılar. Soru bu nesnelerin Samanyolu gökadası içinde mi, yoksa gökadamızdan ayrı yıldızsal topluluklar içerisinde mi olduklarıydı. Tartışma ancak Amerikalı gökbilimci Edwin Hubble’ın 1920’lerde yıldızlardan oluşan bazı bulutsuları keşfetmesiyle son bulmuştu. Hubble ayrıca bu özel bulutsulara olan uzaklığı da belirlemiş ve bunların Gökadamızdan oldukça uzakta olduklarını bulmuştu. Böylece bunların özgün gökadalar olduğu bulunmuştu. Bilim adamları şimdi evrende farklı türde yaklaşık 200 milyar gökadanın bulunduğunu tahmin ediyorlar.

I. Gökadaların Görünen Yaşamları
A. Gökadaların Özellikleri

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s