Kepler ve Ötegezegen Keşifleri – I

Kepler Mission (KM-Kepler Görevi) facebook hesabını açmamla yaşadığım maceraları anlattığım (bir önceki yazım, ondan önceki yazım) yazılara  devam etmek istiyorum. KM NASA’nın Dünya’ya  benzeyen ve üzerinde bildiğimiz anlamda yaşamı (life as we know it) barındıran gezegenleri aramak üzere Mart 2009’da uzaya gönderdiği araçlardan biri, aslında ilki. ‘Bildiğimiz anlamda’ tabirini kullanmamızın sebebi, keşfedilen yeni gezegenlerden  bazılarında bizim bilmediğimiz uç yaşam koşulları gelişmiş olabilir ve tabi ki bu koşullar altında yaşayan canlılar bulunabilir, bu da bizim henüz bilmediğimiz bir şey. Yeryüzünden örnek vermek gerekirse, derin okyanus tabanı, yeryüzüne yakın sıcak bölgeler veya kuru vadi ve çöller. Güneş Sistemi dışında Güneş gibi diğer yıldızların etrafında bulunan gezegenlere ‘ötegezegen’ler (exoplanet veya extrasolar – güneş dışı) deniyor.

Bu çizimde görülen gezegenin bir yılı sadece 20 gün, yıldızına uzaklığı yaklaşık 250 bin km, yani Yer-Güneş mesafesinin yaklaşık 60'ta biri. Bugüne kadar keşfedilen en küçük ötegezegen olan CoRoT-7b'nin kütlesi Dünya'nın dört katı, büyüklüğü ise % 70 oranında daha fazla, bu özellikleri dolayısıyla gökbilimciler katı bir yüzeye sahip olduğunu düşünüyorlar. Ama gezegen yıldızına o kadar yakın ve yüzeyi o kadar sıcak ki (3600 derece),atmosferi buharlaşan gezegenin yüzeyinde erimiş kayalar olabileceği düşünülüyor. (Görüntü: L. Çalçada-ESO)

İlk kez 1992 yılında ölü bir yıldızın (atarca-nötron yıldızı) etrafında üç adet gezegenin (exoplanet) bulunması gökbilimde bir anlamda çığır açtı ve ötegezegenler konusu bir anda gözlemsel  gökbilimin en popüler konuları arasında üst sıralarda yerini aldı. Bugün aşağı yukarı  hergün bir ötegezegen keşfi duymak mümkün. Ayrıntılarını daha sonra paylaşmayı düşündüğüm ötegezegenlerin keşif ve gözlemlerinin nasıl yapıldığına geçmeden önce kısaca Dünya üzerindeki en büyük teleskopların dahi bu işte yetersiz kaldıklarını belirtmekte  fayda var, özellikle konu yaşanabilir gezegenler olunca. Daha iyi gözlem koşulları için teleskoplar uzaya gönderiliyor ve yeryüzünden yapılan gözlemler uzay teleskoplarıyla destekleniyor. İşin özünde gezegen-yıldız farkı yatıyor aslında, gezegenler yıldızlar gibi enerji üretip, ışık yaymadıklarından ötürü doğrudan teleskoplarla görülemiyorlar. Biz gezegenleri onların yıldızlarını gözleyerek buluyoruz.

Kepler’in keşfettiği ilk beş gezegen (Kepler4b, 5b, 6b, 7b, 8b) geçtiğimiz haftaki Amerikan Gökbilim Derneği’nin (AAS) Washington’da gerçekleşen 215. toplantısında duyuruldu. Gezegenlerin isimleri kendi yıldızlarına göre belirleniyor. Örneğin gözlemi yapılan bir yıldızın etrafında gezegen bulununca bu gezegen ‘b’ ekiyle, yörüngede ikinci bir gezegen daha varsa ‘c’ ekiyle adlandırılıyor. Örneğin Gliese 581 yıldızı etrafında keşfedilen gezegenler, Gliese581b, Gliese581c olarak adlandırıldı.

İşin doğrusu yazıyı yazmaya başlamadan önce başlık ‘Facebook’la gelen proje teklifi’ idi. Ama yine düşündüğümle yaptığım şey tutmadı. Başlığı değiştirmek zorunda kaldım😀

Başlıkla yazıyı tutturabileceğim bir günde buluşma dileğiyle,
Sevgiler🙂

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s